Tarihten ders alamamak…

April 29th, 2010 § 0

Kaç zamandır aklımda yazmak bunu, bugün yeni peyzajı ile açığa çıktığını gördüm, aklıma geldi.

Ermeni sorunu, kadının toplumdaki yeri, laiklik.

Bitmeyen bir kaç tartışma konumuz değil mi? Halbuki bu soruların cevapları, İstanbul’da yaşayan milyonların aslında her gün gözünün önünde, üstelik şehrin; daha doğrusu Taksim’in göbeğinde, farkında mısınız?

Sabiha Ziya kimdir bilir misiniz? Hatta Sabiha Ziya Bengütaş. Peki; Pietro Canonica? Ya da Berç Keresteciyan? Bunlar kim mi? Taksim’in göbeğinde bulunan; “”Cumhuriyet Anıtı”nın önünden kaç kez geçtiniz?

Peki hiç durup baktınız mı, incelediniz mi? » Read the rest of this entry «

Dün sosyal medyada ne öğrendik?..

April 27th, 2010 § 4

Sosyal medyada demek abartı olur, bir miktar Facebook daha çok Friendfeed diyelim.

Onur (Atahan); Ben&Jerry ile ilgili bir başlık açmış.

Onur’un yazdıklarını severim, kıvamında, dozunda yazar. Mesele zaten o değil, altında kopan fırtına. Ben uzun uzun yazmayayım mevzuyu, biliyorsanız biliyorsunuzdur, bilmeyenler de adı geçen feed‘den okuyabilir.

Bir markanın tamamen kendi içinde yaptığı bir uygulama hatası. Bu hatanın internete yansıması ile iş enteresan bir hal alıyor. Her şey bir kenara, tüm yazışmalar, karşılıklı tuhaf alttan almalar, ufuktaki potansiyel iş kapılarını kapatmak istememeler, b*k atıp attığı b*ka basıp yükseleyim derken ayağı kayanlar, alttan alta yaranayım yamanayım diyenler, yerinde tespitler, haklı gözlemler, doğru serzenişler… » Read the rest of this entry «

“Hayat bisiklete binmek gibidir..

April 27th, 2010 § 0

..dengenizi korumak için harekete devam etmeniz gerekir.”

İdolüm olarak kabul ettiğim adam demiş bu lafı.

Bu aralar çok düşünüyorum. Sadece “hayat” kelimesini “başarı” ile değiştiriyorum…

Size de tavsiye ederim.

İsmail Cem TV Ödülleri ardından…

April 25th, 2010 § 0

Dün akşamdı, ilk defa dağıtıldı.

Açıkçası beni çok heyecanlandırdı. Zaten nur içinde yatsın, fena sevdiğim bir kişiydi kendisi. Ödül töreni kangreni olan memleketimde de O’nun adını taşıyan bir ödül töreni yapılıyor olması beni cidden heyecanlandırılmıştı zira kendisi kadar yenilikçi ve mükemmeliyetçi bir televizyoncu, gazeteci, siyasetçi malumunuz pek fazla çıkmazdı.

İşin içinde de bir reklam ajansını yürüten bir kişi vardı, ödüllerin başkanlığı konumunda.

Her şey gerçek olmayacak kadar güzel gözüküyordu.

Olmadı da zaten… » Read the rest of this entry «

“Pilot Vecihi”

April 22nd, 2010 § 1

Tanıyor musunuz?

Aşina geliyor mu? Şener Şen desem? Şimdi iyice hatırladınız muhtemelen. Fikret’le (Ayşen Gruda) evlenmek isteyen, aşkından Fikret’in evine pike yapan, ancak sürekli olarak Münir Baba’dan ret yiyen Vecihi.

Peki Ertem Eğilmez Usta’nın bu karakterine verdiği ismi başka bir Vecihi’den aldığını biliyor musunuz?

Tanıyor musunuz asıl “Pilot Vecihi”yi?

Vecihi Hürkuş’u? Hatta; “Tayyareci Vecihi”yi…

» Read the rest of this entry «

Kral öldü, yaşasın Kraliçe… / The King is dead, long live the Queen…

April 22nd, 2010 § 1

“King of pop”

Pop’un kralı yani. Böyle biliyorduk onu. Estetikler ve rahatsızlıkları ile bizi o kadar alıştırmıştı ki, hepimizde bir “ölmeyecek” duygusu oluşmuştu anlaşılan, zira ölümüyle beraber bütün dünyada resmen bir şok dalgası oluştu.

Komplolar havalarda uçuştu, suçlamalar, son fotoğrafları, son provaları… Tüm bu gürültü gerçeği değiştirmiyordu; Michael Jackson ölmüştü.

The “King of pop”. We have known him by this name. Seems that because of all those surgeries he had, somehow he made us believe that he was “immortal”. That’s why when he passed away, a huge shock wave wandered all around the globe.

Conspiracies flew around, his last photos, last reherseals, his medicines, many accusations… But despite all of these voices, truth didn’t change; Michael Jackson was died.

» Read the rest of this entry «

Seth Godin’den altın kural. / Golden rule from Seth Godin.

April 19th, 2010 § 0

Seth Godin; blog yazmanın kuralını olmasa da, “internette yazmanın altın kuralı”nı nefis bir yazıyla özetlemiş. Aşağıda orijinal yazı, burada linki ve hemen altta da türkçe tercümesini yazmadan edemedim. İster blog yazın, ister mikroblog, ister “o an ne olduğunu”, ama bu yazıda geçen DNA mantığını aklınızdan çıkartmayın.

Seth Godin defined the golden rule of blogging with a simple yet powerful article. You can find the original artical below, of from his site. I couldn’t resist but carried this great commentary here. If you are either blogging or micro-blogging, or even sharing on “what’s happening”, please don’t forget the great “DNA” sample below.

» Read the rest of this entry «

Öze dönüş / Back to basics

April 19th, 2010 § 7

“Yeniden merhaba”.

Farkedebileceğiniz üzere blogun tasarımı değişti… Bir önceki karizmatik, bol sayfalı, fotoğraflı, janjanlı blog yerini bu yeni oldukça boş haline bıraktı. Kimileriniz beğenmiştir, kimileri hoşlanmamıştır sanırım. Beğeni kısmını geçersek neden böyle oldu?

Hatırladığım için. » Read the rest of this entry «

Dijital ajanslar vs Reklam ajansları. Ya da köpekbalığı havuzuna hoş geldiniz.

April 2nd, 2010 § 4

“Dijital Reklamcılık”. Yeni kavramımız. Son 10 yıldır hayatımızdaydı ancak şu son 1,5 senede geldi iletişimin merkezine oturdu. Dijital ajanslar “geleneksel” reklam ajanslarının kabusu haline geliverdi bir anda.

Sebepleri neydi peki?

Reklam ajansları Bernbach’ın mirasını tükete tükete bir hal olmuştu. “Ödüllük iş” gibi satmayan ama güzel gözüken işler, müşteriye yaratıcı fikir diye önerilen floor-graphics’ler, ışıklı outdoorlar derken kendini tekrar girmiş ve ilk kez müşteri ajansın önüne geçmişti.

Peki nasıl?

» Read the rest of this entry «

Tivibu TV reklamı

February 27th, 2010 § 1

TTNET’in yeni hizmetinden haberdarsınızdır; “TiVİBU”. Geçtiğimiz hafta sağolsunlar beni de davet ettiler, gittik lansmanında dinledik, keyifli bir gece geçirdik.

Ben şimdi “Şusu neden yok, bu böyle olsa daha iyi olmaz mıydı” diye fikir yürütmeyeceğim, zira Flash player’ı olmayan bir iPhone halen ortalıktayken bunu sorgulamak mantıksız geliyor. Kişisel olarak dünyadaki tüm yeni teknoloji şirketlerinin artık ürünü piyasaya sürmelerinin, kullanıcılardan gelen talepler ve kişisel özelleştirmeler ile ideal haline getirildiğine inanıyorum. Yani eminim ki şu anda takılacağımız noktalar yakın gelecekte ortadan kalkacaktır.

Her ne kadar artık iyice mesleki olarak dijital marka iletişimi yapıyor olsam da, damarda reklamcılık baki, bu sebepten benim sorunum TiViBU ile değil; televizyon reklamıyla alakalı. Reklamı buradan indirebilirsiniz:  tivibu TVC

Gözüme takılan iki nokta dikkatimi çok çekti. » Read the rest of this entry «

Where Am I?

You are currently browsing the Yerinde Tespit category at OlcaytoCengiz.com.