Kayseri. Otomatik olarak bende açlık duygusu uyandıran bir kelime. Mantısı var böyle mıncık mıncık, bir kaşığa kaç tane sığar bilemem ama bir mideye çok tane sığanından. Sonra pastırması var. İnsanı yedikçe yediren pastırması. Bir de zengini bol. Ahanda bendeki toplam Kayseri bilgisi bu kadardı. Ha bir de haritadaki coğrafi konumunu biliyordum, o kadar.
Geçen hafta iş sebebiyle günübirlik bir Kayseri seyahati gündeme geldiğinde de tek derdim sunumu güzelce yapmak, sonrasında da mantı ve pastırma almaktı. Öyle daha da bir beklentim yoktu.
Sabahın erken saatlerinde TK bir şey numaralı bol bebekli uçak yolculuğumuz Kayseri’de, hayatımda gördüğüm en matrak apron görüntüsü ile başladı.
Kuyruk kısmındaki bir dünya çekik gözlü ile uçaktan indik. Ne bir yönlendirme, ne bir insan. Bu çekik arkadaşlar başladılar çakada çukada uçakla hatıra fotoğrafı(!) çektirmeye, birilerimiz sağa gidiyor birilerimiz sola.
Herneyse karşılandık, arabayla alınıp önce bir şeyler atıştırmaya götürüldük. Enfes bir çorba, daha enfes çaylar içildi, su böreği yendi, toplantıya gidildi.
Kayseri dümdüz bir şehir. Erciyes bütün görkemiyle şehre tepeden bakıyor. Bildiğin kartpostal gibi bir dağ. Tamam internetten fotoğraflarını görebilirsiniz ama orada olup onu görmek çok etkileyici. Neyse konumuza dönelim, şehir dediğim gibi dümdüz, bir noktada bir tepe şehri ikiye bölüyor ki bunu da gayet temiz çözmüşler. O tepeye kadar bildiğin şehir, tepeden sonra ise başka bir şehir, dev gibi sanayi bölgesi.
Sanayi bölgesine giderken gördüğüm “Hobi Bahçeleri” rastladığım ilk etkileyici şey oldu. Ne yazık ki onun fotoğrafını çekme fırsatım olmadı. Bu bahçelerin aynısından Bursa’da da varmış. Ben ilk defa Kayseri’de gördüm. Efenim olay şu ki, kendine ait bahçeleri olan bungalov tipi evler bunlar. Belediye tarafından emekliler için yapılmış. Gelsinler toprakla uğraşsınlar, vakit geçirsinler diye. Hayran kaldım.
Toplantı sonrası da başladık şehir turuna. Yukarıda belediye dedim ya, benim tüm hayranlığım belediye sebebiyle oldu. Bir kere çok ama çok temiz bir şehir. Hani derler ya bal dök yala, öyle yani. Ha belki bana öyle gelmiştir İstanbul’dan sonra bilemem, ama gerçekten tertemiz. Kadir Has Stadyumu adında yeni bir stadları var ki bakınız aşağıda fotoğrafı var:

Kendisi fotoğraftan çok belli olmuyor ve fekat gerçekten GERÇEKTEN kocaman! Son derece görkemli ve çok havalı. Arkasında da antreman sahaları vs var.
Bunun dışında AVM’ler ufaktan oraları da kuşatmaya başlamış. Çok büyük olmayan bir şehirde bile dev AVM’leri görmek, ve yenilerinin yapıldığı haberini almak beni üzdü. El birliğiyle esnafı bitiriyoruz.
Şimdi gelelim beni 12′den vuran şehircilik detayına. Efenim şehrin içinden tren geçiyor. Bildiğiniz tramvay. Ancaaak, Kayseri belediyesi bakmış yolun ortasından raylar geçiyor, beton beton, rahatsız olmuş belli ki. Ve bakınız aşağıdaki fotoğraf tramvay ray yolu.


Görebileceğiniz gibi, tek kelimeyle HARİKA! Ve bakınız rayların böyle çim olmadığı kısımlarda da tramvay parmaklıklarını çiçeklikler süslüyor.

Şunu dikkate almak gerekiyor ki Kayseri toprağı sebebiyle çok zor yeşillenen bir bölgede. Buna rağmen şehir içi yemyeşil. Dış kesimlerinde de çok sıkı ağaçlandırma çabalarındalar. Malesef toprak çok izin vermese de gözle görülür bir uğraş var. Şehir içinde tarihi yapılar çok iyi korunmuş. Bulvar gibi caddeleri, meydanları olan bir şehir.
Ve yemekleri çok lezzetli. Ki bu lezzette şehrin suyunun da etkisi büyük bence, zira içimi kolay, resmen “lezzetli” bir suyu var.
Bu arada, sona gelmeden belirtmeden geçemeyeceğim, yollardaki otomobillere bakarak diyebilirim ki Fransa, İngiltere ve Belçika’da ne kadar çok Kayserili yaşıyormuş?!
Sözün özü, Şahin’den aldığım pastırma bitti bitecek. Bir gerekçe daha yaraatıp Kayseri’ye gitmek farz olacak yakında…