Dün 23 Nisan’dı. Yani; “Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı”.
Biz de hanımın ısrarları sonucu açtık TRT’yi, başladık İzmir’den canlı yayın yapan “23 Nisan Gala” programını izlemeye.
Sunucu da Berna Laçin. Bu kadını ya çok seviyorsunuz ya gıcık oluyorsunuz, öyle bir kadın. Biz iki uçta gidip gelsek de genelde ilk grupta yer alıyoruz hanımla.
Serzenişlerime geçmeden bir noktayı belirtmek ve ufak çapta bir alkış tutmak isterim ki, o da bu konuya eğilip bir konser, 2 film vermeden topyekün program hazırlayan tek kanalın TRT olmasıydı. Ha zaten devlet televizyonu, yapmakla mükellef diyebilirsiniz, bilmem ben neticeye bakarım.
Ki işte o neticedir bana bu yazıyı yazdıran.
Efenim biz programın ortalarında falan başladık sanırım izlemeye ancak ben bir noktada sinirden izleyemez hale geldim. Uzun uzun yazmadan maddeleme isterim ki;
- Sevgili Berna Laçin tüm ulusların dillerinde bir “Merhaba, nasılsınız”vb. kelimeleri öğrenememiş. Hadi öğrenmekle mükellef değil, elindeki koca koca kartonlarda da yazmıyor.
- Kameramanlar, reji ekibi, her kimse bunun sorumlusu, tüm yayın aktarım ekibi bizle beraber tüm gösterileri ilk kez izlediler sanıyorum. Bİr dünya hareket kaçırıldı, sahne danslarını bir rahat göremedik. Hala bir noktada kamera bir süre ledleri çekti ki o an zirve anıydı.
- Biz açtığımızda 5-6 türk kızı bir dans gösterisi yaptılar. Arkasından da gene bizden bir folklor ekibi çıktı. Ben bu kadar kordine dans edemeyen çocukları bir arada zor gördüm. Ki bunun çocukların hatası olduğuna zerre kadar inanmıyorum, dans hocalarına buradan sevgilerimi iletiyorum.
- Bizim kızların hepsinin maşallahı vardı. Yani dikkat çekici derecede. Bunun sebebi nedir? Festfut jenerasyonu bu kadar mı bariz ortaya çıkar.
- 2 üstte dediğim dans gösterisi kanımı dondurdu. Kızlar bir sürü yabancı şarkı ile dans ettiler ki aralarında smells like teen spirit ve sweet child o’ mine da vardı ki, 23 Nisan ve bu şarkılar…Hiç mi kontrolden geçmez, dikkat edilmez. Artı bizim şarkılarımıza n’oldu?
- Hani en başta dedim ya Berna hanım iki kelime onların dilinde etmedi. Esas mevzuyu sona sakladım, Berna Laçin Türkçe dışında ikinci bir dil kullandı tüm sunumlarda ve konuşmalarda ki, o da ingilizce.
Yuh!
Yani hepimiz ingilizce bilelim tabi, yanında başka diller de bilelim. Ama bu “ulusal egemenlik” bayramı ya!…Yani yanında çevirmen dolaştır, alt yazı geç, ama ingilizce neden ya?!?! Bu ne rezilliktir!?
Bak düşününce gene aklıma geldi sinir bastı sevgili okur…Daha yazmayayım yoksa dilimi bozacağım!